Yıllarca ADET ÖNCESİ devrede ortaya çıkan birçok semptom tarif edilse de, çoğunlukla bir psikosomatik durum diye algılanmışlardır. İlk kez 1931 yılında Frank “premenstruel gerilim” olarak isimlendirmiş olup 1953 yılında Greene ve Dalton bu durumu hem somatik hem de psikolojik ögeleri içeren “premenstrüel sendrom” adı altında tanımlamışlardır. Uzun yıllar geçmesine karşın halen bu sendromun yaygınlığı ve sebebi çözümlenememiştir.
Teşhiste hiçbir spesifik laboratuar bulgusu yoktur. Bu nedenle de gerçekten etkili bir tedavi bulunamamaktadır. Kadını fiziksel, ruhsal ve davranış açısından etkileyen, ağır olduğu zaman sosyal ve çalışma hayatını engelleyen bu sendrom karşısında tıbbi imkanlar yetersiz kalmaktadır. Yapılan çalışmalar sonucu kadınların hayatın bir döneminde % 30-40’ı bu sendromdan etkilenmektedir.
Tanımı
insanlar arası iletişimi ve normal günlük aktiviteyi engelleyecek derecede davranış bozuklukları ile karşımıza çıkan, fiziksel ve psikolojik bulguları kapsayan ve her luteal fazda siklik olarak görülen bir sendromdur. Kadınların % 80-90’ında premenstrüel dönemde onu rahatsız edebilecek bir veya birden fazla semptom olabilir. Buna “premenstrual molimina” denir. Premenstruel sendrom (PMS)’da görülen birçok semptom organik ve psikolojik hastalıklarda da görülebilir. Bu nedenle şu özellikler mutlaka aranmalıdır.
1. Organik bir neden olmamalıdır.
2. Semptomlar her adet döneminde tekrarlayıcı olmalı ve periodun 2. yarısında ortaya çıkmalıdır. Her siklusta bu belirtiler aynı şiddette görülmeyebilir.
3. Periodun ilk döneminde en az 7 gün tamamen asemptomatik (rahat) olmalıdır.
4. Menstruasyonun başlaması ile semptomlar kaybolabilir.
5- Düzenli yumurtlama aktivitesi ile ilgilidir. Puberte öncesi, menopoz sonrası ve gebelik dönemlerinde görülmez.
6. Menstruasyon şart değildir. Rahimi alınmış fakat overleri korunmuş kadınlarda da görülebilir.
7. Semptomlar hastanın yaşam ve iş kalitesini etkileyecek düzeyde olmalıdır.
Her nekadar, PMS’un tanımında semptomların periodun ikinci döneminde olduğu, genellikle menstruasyondan 6-7 gün önce başladığı ve menstuasyonla bittiği vurgulanıyorsa da Reid ve Yen yaptıkları çalışmalarda PMS’nin başlama ve süresindeki farklılıkları göstermişler ve bu farklılıkları A,B,C ve D paterni olarak tanımlamışlardır. A ve B paternleri en fazla görülenlerdir. A paterni menstruasyondan 6-7 gün önce başlayıp menstruasyonun ilk birkaç gününü içine almakta, B paterni ovulasyonla başlayıp menstruasyonun ilk birkaç gününü kapsamakta, C paterni ovulasyon sırasındaki ani östrojen düşmesine bağlı semptomlarla ortaya çıkmaktadır. D paterninde ise semptomlar ovulasyonla başlamakta, tüm menstruasyon süresince devam etmektedir. Tüm paternlerde PMS, ovulasyonla veya ovulasyondan sonra başlamakta, foliküler fazda en az 7 gün süren semptomsuz bir devrenin olması gerekmektedir.
Sık görülen semptomlar psikolojik ve fiziksel olarak ikiye ayırılabilir.
Psikolojik olanlar
Depresyon
Değişken ruh hali
İştah açılması
Kızgınlık, öfke, hiddet
Unutkanlık
Konsantrasyon bozukluğu
Uyku değişiklikleri
Fiziksel olanlar
Ekstremite ödemi
Ağırlık artışı
Konstipasyon
Sıcak basmaları
Memelerde hassasiyet
Baş ağrısı
Akne
gestasyonel diyabet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gestasyonel diyabet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Temmuz 2010 Perşembe
21 Temmuz 2010 Çarşamba
Gestasyonel Diabet (Gebeliğe Bağlı Şeker Hastalığı)
Şeker hastalığı kan şekerinin toklukta olduğu gibi açlıkta da yüksek gitmesi ile karakterize bir durumdur. Genç yaşta genellikle insüline bağlı Tip I diabet olarak adlandırılan tipi görülür, daha ileri yaşlarda ise Tip II diabet denilen tipi karşımıza çıkar.
Gebelik dönemi hormonların etkisi ile geçici olarak diabete eğilimli bir dönem olarak tanımlanabilir. Bu nedenle ailesel risk olsun, olmasın veya kilosu az bir gebe veya fazla bir gebe olsun veya olmasın şeker taraması tüm gebelerde yapılır.
İdeal zaman 24-28. haftalar arasıdır. Testin güvenilir olarak yapıldığı zaman bu haftalardır. Fakat bilinen diabet öyküsü veya diabet ilacı veya insülin kullanıyor ise gebeliğin ilk gününden itibaren titiz şekilde kan şekeri takipleri açlık ve tokluk olarak günde birkaç defa bakılır, ağızdan ilaç kullanımı çoğunlukla kesilir, diyetle ayarlanamayan bir şeker yüksekliği söz konusu ise güvenli bir şekilde insülin kullanımına geçilir. Erken dönemden itibaren kan şekeri ayarlanması bebek için hayati öneme sahiptir. Erken dönemde regüle edilmemiş diabet varlığı bebekte anomali olasılığını artıran bir durumdur.
Bunun dışında normal gebelerde 24-28 haftalar arası 50 gr glukoz içirilerek yapılan tarama testinde bir kısım gebede (yaklaşık %15) 1.saat kan şekeri 140 ın üzerinde çıkar ve bu durumda 3 saatlik 100 gr glukoz yükleme testi 5-7 gün sonra yapılır. Bu testte elde edilen dört değerden ikisi sınırın üzerinde saptanır ise gebelik diabeti tanısı konur ve diabet uzmanı takibi için gebe yönlendirilir.
Genellikle diyet ile ayarlama sağlanır. Bazen özellikle açlık şekeri de yüksek olan olgularda insülin kullanma gerekliliği olabilir ve emniyetle kullanılabilir. Bu dönemden sonra başlayan şeker hastalığı durumu gebelikten sonra geçer, ilaç kullanımı gereği kalmaz. Bu gebeler ileride diabet hastası olabilecekleri konusunda uyarılırlar ve ideal kiloda ara sıra testlerini tekrarlayarak yaşantılarına devam etmeleri konusunda bilgilendirilirler.
Gebeliğin geri kalan kısmında gestasyonel diabeti olanlar iyi takip edilmezler ise ve gebe diyetine uymaz ise bazı problemler yaşanabilir. Amnion sıvısının artması, bebeğin çok iri olması gibi normalden sapmalar başlar. Medyada duyduğumuz beş kilo gürbüz bebekler genellikle gebelik diabeti olan anneden doğan bebeklerdir. Doğumdan önce fark edilip sezeryan ile doğurtulması gereken bebeklerdir aksi takdirde zor doğum veanne ve bebek için travmatik bir doğum olabilir.
Yeni doğan uzmanı uyarılır, bu bebeklerde ilk saatler ve günde hipoglisemiye bağlı yani kan şekerinin düşmesine bağlı sorunlar yaşanabilir, yakından kan şekeri takiplerinin yapılması gerekir.
Gebelik dönemi hormonların etkisi ile geçici olarak diabete eğilimli bir dönem olarak tanımlanabilir. Bu nedenle ailesel risk olsun, olmasın veya kilosu az bir gebe veya fazla bir gebe olsun veya olmasın şeker taraması tüm gebelerde yapılır.İdeal zaman 24-28. haftalar arasıdır. Testin güvenilir olarak yapıldığı zaman bu haftalardır. Fakat bilinen diabet öyküsü veya diabet ilacı veya insülin kullanıyor ise gebeliğin ilk gününden itibaren titiz şekilde kan şekeri takipleri açlık ve tokluk olarak günde birkaç defa bakılır, ağızdan ilaç kullanımı çoğunlukla kesilir, diyetle ayarlanamayan bir şeker yüksekliği söz konusu ise güvenli bir şekilde insülin kullanımına geçilir. Erken dönemden itibaren kan şekeri ayarlanması bebek için hayati öneme sahiptir. Erken dönemde regüle edilmemiş diabet varlığı bebekte anomali olasılığını artıran bir durumdur.
Bunun dışında normal gebelerde 24-28 haftalar arası 50 gr glukoz içirilerek yapılan tarama testinde bir kısım gebede (yaklaşık %15) 1.saat kan şekeri 140 ın üzerinde çıkar ve bu durumda 3 saatlik 100 gr glukoz yükleme testi 5-7 gün sonra yapılır. Bu testte elde edilen dört değerden ikisi sınırın üzerinde saptanır ise gebelik diabeti tanısı konur ve diabet uzmanı takibi için gebe yönlendirilir.
Genellikle diyet ile ayarlama sağlanır. Bazen özellikle açlık şekeri de yüksek olan olgularda insülin kullanma gerekliliği olabilir ve emniyetle kullanılabilir. Bu dönemden sonra başlayan şeker hastalığı durumu gebelikten sonra geçer, ilaç kullanımı gereği kalmaz. Bu gebeler ileride diabet hastası olabilecekleri konusunda uyarılırlar ve ideal kiloda ara sıra testlerini tekrarlayarak yaşantılarına devam etmeleri konusunda bilgilendirilirler.
Gebeliğin geri kalan kısmında gestasyonel diabeti olanlar iyi takip edilmezler ise ve gebe diyetine uymaz ise bazı problemler yaşanabilir. Amnion sıvısının artması, bebeğin çok iri olması gibi normalden sapmalar başlar. Medyada duyduğumuz beş kilo gürbüz bebekler genellikle gebelik diabeti olan anneden doğan bebeklerdir. Doğumdan önce fark edilip sezeryan ile doğurtulması gereken bebeklerdir aksi takdirde zor doğum veanne ve bebek için travmatik bir doğum olabilir.
Yeni doğan uzmanı uyarılır, bu bebeklerde ilk saatler ve günde hipoglisemiye bağlı yani kan şekerinin düşmesine bağlı sorunlar yaşanabilir, yakından kan şekeri takiplerinin yapılması gerekir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)